Çocuk yetiştirme konusunda yazan bazı bloglara sesleniyorum!
Dün çok meşhur bir blogda "uyku eğitimi" ele alınmış, tesadüf açtım baktım.
O da ne! Yazıyı Hitler yazsa bebekler anca bu kadar sert bir uyku eğitimi alır. Yazı adeta "1 yaşına kadar uyku eğitimi vermediyseniz zaten geçmiş ola" filan diyor. 6. Aydan sonra gece emzirilmesine de tamamen karşı. Acıkmayacak o bebek uykusunun arasında, o kadar! Uyku saati tektir ve asla bozulamaz diyor. Valla bu herhalde tamamen yapayalnız yaşıyan, her günü aynı modda geçen bir anne. Ne bir yere gidiyorlar, ne kapıyı bir çalan oluyor ve o çocuk 8 dedi mi robot gibi uykuya geçiyor. Efendim, çocuk şirinlik bile yapsa assla yumuşamayacakmışız. Uyku eğitimi her şeyden önce geliyor. Ayrıca kendi odanızda yatırmayacaksınız. Sizin odanıza gelirse kovalayacaksınız, çocuk değil sinek çünkü. Korkuları olan, endişeleri olan, hayatın başında henüz hiç bir şey bilmeyen miniklerimizden mi bahsediliyor sizce?
Neyse bu da değil takıldığım, şimdi birileri kalkıp "ama bilimsel method bu" filan diyecek. Yazının altında 127 anne "biz mahfolduk bu durumda, gitti bizim çocuk elden" diye feryat figan bağırıyor. Blog yazarımız "Evet gerçekten gitmiş sizin çocuk, yapılacak bir şey yok artık. Bu arada siz hiç mi bunları okumadınız, çok cahilsiniz keşke ölseniz" modunda takılıyor. Vay vay vay sayın seyirciler! Şimdi bu cevabı alan anne ne yapsın? En iyisi bu çocuğu versin, bir başka çocuk yapsın. Uyku eğitiminden nelere sürükler bu adamlar insanı, bilmem anlatabildim mi?
Başka bir blog emzirme de emzirme diyor. Emziremedin mi, çocuğunla bağının oluşması imkansız! Çocuğun çok sağlıksız olacak. Bütün kötülüklerin anası emzirmemek! Yine tabii ki, robot olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıyayız. Her annenin sakince bebeğini emzireceği ortamı var, her annenin sütü adeta taşıyor, yerlere akanlar için çare düşünüyor filan. Valla arkadaşlar hayat inanılmaz karışık, keşke dediğiniz/sandığınız gibi emzirilen çocuğun hiç hasta olmaması filan gerçek olsa. Benim tanıdığım çoğu emzirilen bebek de gayet hasta oluyor. Yeri geliyor emzirilemeyen bebeğin annesiyle arası emzirilen bebekten çook daha iyi oluyor. Tamam reklamlara kanıp emzirmemezlik etmeyelim filan da bu kadar da abartıp saçmalamayalım lütfen.
Bir diğer grup "doğal doğumcular". Efendim bu grup diyor ki; ben en doğal şekilde doğurdum. Sen doğuramadın mı öyle, püüüü sana! Şimdi senin çocuğun astım olacak, senin çocuğun her türlü mikroba açık. Senin çocuğuna geçmiş olsun, kayıp gözüyle bak sen ona artık, ayrıca sen de yetersizsin tabi. Ya arkadaşım, sezeryana girmesek ölecektik o doğumu yapıcam diye ama onurlu ölecektik dimi! Sen de benim arkamdan yıllarca yas tutacaktın. Çünkü benim neşeyle çocuğumu elime alma, onu tüm sevgimle büyütebilme filan gibi hayallerim olmamalı. Ben bir robotum, çocuğum da robot ve biz doğal doğum yaparız, çocuğumuzu ilk günden odasında yatırırız, ağlarsa bile gitmeyiz yanına öyle hemen, onu çaresizlik içinde bırakırız ama kendimizle gurur duyarız ve emzirir emzirir otururuz.
Bakın ben hiç birine karşı değilim. Emzirin tabii mümkünse, doğal doğum yapabiliyorsanız ne mutlu, bebeğiniz bu çeşit bir uyku eğitimine açıksa çok güzel. Ama ölçüyü kaçırdığınızı düşünüyorum. Yeter artık, herkesin yaşamı kendisine. "Bunu yapanlar şunu gözlemliyor, yapmayanlar şunu gözlemliyor" filan deyin geçin.Niye annelerin ciğerini parçalıyorsunuz yahu? Önemli olan bebeğimizle en güzel anları yaşayabilmek, mutlu olabilmek filan değil mi? Ama yok, siz zaten kendinizden olmayanı dışlarsınız. Dışlarken de yükselir ve ayağınızın altında kalanları iyice ezersiniz ve onların yok olmasını istersiniz. Onlar sizin cümlelerinizle hiç mutsuz olmuyor, çaresizleşmiyor ve çocuklarıyla bağlarını sorgular hale gelmiyor değil mi blogger'lar? Onlara huzur verme hakkı tanımak gereksiz değil mi?
Ben neler yaptım ayrıca yazarım belki bir yazıda. Benim bunlardan hangilerini yapıp yapmadığım ne kadar önemli bilmiyorum. Anneler, bence bu blogları takibi filan bırakın ve bebekli hayatın tadını çıkarın. İnternet ortamı, hatta çok havalı sandığınız binlerce takipçili o bloglar, baskı yapan mahalle insanına dönmüş.
5 Kasım 2015 Perşembe
4 Mayıs 2015 Pazartesi
Bebeğimle İlk Tatil - Belgrad
| Belgrad Kalemegdan'da günbatımı |
![]() |
| Önerdiğim yerlerin haritadaki yerleri - Belgrad |
Belgrad, Türkiye'den uygun fiyatlarla uçabileceğiniz, ucuza lezzetli yemekler yiyebileceğiniz, çok lüks olmayan ama gayet keyifli bir Avrupa şehri. Bebekle gezmeye oldukça uygun. Her yer park, bahçe, yemyeşil... Bebek arabasını bazı mekanlarda veya bazı kaldırımlarda düşünmemişler ama genel olarak idare ediyorsunuz. İç mekanda sigara serbest! Bazıları için güzel haber belki, ama çocukluysanız epey can sıkıcı...
- Taksi kullanabilirsiniz, gündüz fiyatlar oldukça uygun. Her yere taksiyle gittik. Ancak 18:00'den sonra taksiler gece tarifesine geçiyor ve çok pahalı oluyor. Sabah 10 TL civarına gittiğimiz yere akşam 50 TL ücret vererek döndük.
- Kalemegdan Park : Osmanlı'nın Belgrad'a dayandığını yıllarca tarih kitaplarından okuyanların ilgisini çekecek tarihi bir alan, aynı zamanda kocaman bir park. Bebek arabasıyla saatlerce turladık, banklarda oturup Belgrad manzarası izledik. İçerisindeki hayvanat bahçesinin fiyatı kişibaşı 10 TL ancak bana sorarsanız gezmeye deymez. Kalemegdan'daki Terasa Restoran ise parktaki yürüyüşünüz sonrası ideal ve hoş bir yemek durağı. Bebek dostu bir restoran değildi maalesef, merdivenli girişi, alt değiştirme için bir yer olmaması vs.. Ama Belgrad'da bebek dostu bir restoranla da karşılaşmadık doğrusu. Terasa Restoran menüsü için benden bir tavsiye daha, ilk sayfada şefin önerileri bölümündeki yemekler daha iddialı.
| Kalemegdan |
| Kalemegdan |
| Terasa Restoran'da Kajmak soslu et yemeği |
| Terasa restoran |
- Knez Mihailova : Burası şehrin İstiklal Caddesi diyebiliriz. Otelinizi buradan ayarlayabilirsiniz. Gayet canlı ve hareketli bir cadde. Alışveriş yapabilirsiniz, kafelerde dinlenebilirsiniz. Biz burada Prince Hall Palace'da kaldık. Çok merkezi, temiz, sahipleri son derece ilgili bir otel. Booking.com'dan oldukça yüksek not almış. Fakat kahvaltısı vasat, asansörü çok eski ve bebek arabası ile binmesi oldukça zor, otel girişindeki merdivenler dezavantaj... Bebek yoksa, kahvaltı da önemli değilse öneririm, ama özellikle bebeklilere tavsiye etmiyorum.
| Knez Mihailova Caddesi |
- Skadarlija : Asmalımescit tarzında, müzisyenlerin masa masa dolaştığı, uygun fiyata güzel yemek ve içki içebileceğiniz keyifli bir sokak. Biz Sesir Moj'da yedik. Belgrad'a gidip "kajmak" dedikleri tuzlu tereyağa benzer kaymağı tatmamak olmuyormuş. Etlerin üzerine "kajmak" koyuyorlar ve oldukça lezzetli, Türk damak tadına uygun yiyecekler yiyorsunuz.
- Zemun: Bu semt daha önce başlı başına bir Avusturya-Macaristan İmparatorluğu şehri imiş. Zaten gezerken dokunun farklı olduğunu hemen anlıyorsunuz. Zemun'a gidip biraz ara sokaklara dalarak yeni yerler keşfedebilirsiniz. Semtin bir pazarı da kuruluyormuş, bunu haritaya işaretledim ancak biz maalesef kaçırdık ve gezemedik. Zemun'da yemek yemek için Saran ve Reka Restoran'lar hakkında oldukça iyi yorumlar okumuştuk. Biz Reka'ya gittik ve buraya bayıldık. Sahibi, garsonlar o kadar ilgili, yemekler o kadar lezzetli, manzara o kadar harika ki buradan kanatlanarak ayrıldık. Biz sabah saatlerinde gittiğimiz için mekan boştu. Ama manzara harikaydı ve restoranın sahibi gibi tadını çıkardık. Esas akşam gitmek gerekiyormuş, eğlenceli bir canlı müzik oluyormuş. Belgrad'ın yerli hayatını tatmak için birebir bir mekan. Gittiğinizde sahibine "kısakahvemolası blog'dan selam getirdim" demeyi unutmazsanız çook sevinirim. :)
| Müzisyenlerle keyifli bir yemek - Scadarlija Sesir Moj |
| Zemun'un ara sokakları |
| Reka Restoran'da zeytinli bir meze |
| Reka restoran'da şahane bir tatlı su levreği |
| Reka Restoran'ın tatlı mı tatlı sahibesi Qoqana ve biz. |
- Ada Ciganlija: Burası Sava nehrinin ortasında kalmış harika bir ada. Bir tatil beldesine gelmiş gibi hissedeceksiniz. Aktivite olarak yok yok! Pırıl pırıl nehirde yüzün, kafelerde canlı müzik eşliğinde Türk kahvenizi yudumlayın (bazı kafelerde "local cafe" olarak menüde yer alıyor), kano yarışlarını izleyin, golf alanlarında gezin, piknik yapın, orman havası alın, bisiklet kiralayın kısacası tüm bir günü dolu dolu adaya ayırın. Burada yapmayacağınız tek şey tuvaletlere girmek olsun :) Tuvaletler rezalet...
| Ada Ciganlija - Girişinde adanın simgesi diye düşündüğümüz bir şey; şişeden su püskürüyor. |
| Ada Safari'de Relax Restoran |
| Relax Restoran'dan gölü izlerken |
| Relax Restoran'dan gölü izlerken |
| Relax Restoran, uzaktan |
| Relax Restoran'dan |
| Relax restoran'da keyifli ve leziz bir öğle yemeği |
| Ada Ciganlija'nın nehre bakan kısmında keyif |
| Oğlumun nehir keyfi :) |
- Aleksandra Bulvarı ile Usce Alışveriş merkezi'ni de bir turladık. Buralarda kayda değer bir şey bulamadım. Yerel giyim mağazaları Aleksandra'da var, ama bence giyim konusunda esas cennet Türkiye. Usce ise bildiğiniz avm, bildiğiniz mağazalar, gitmeye değmez.
| Aleksandra Bulvarı'nın girişi |
| Taşmeydan - parklar |
- Supermarket: Alışveriş yapmayı seviyorsanız, böyle bir mekan var. İçinde enteresan ıncık cıncık malzemeler ve büyük markaların eski sezonlarından vintage kıyafetler var. Kahve içip pasta yemek için de güzel bir bahçesi var.
| Süpermarket - içi |
| Süpermarket - bahçesi |
2 Nisan 2015 Perşembe
Bu Sabah Yağmur Var Ankara'da...
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye...
Cumartesi günü oğlum 5 aylık olacak. Bu 5 ayda hayatım tamamen değişti. Duruldu, güzelleşti, masumlaştı, mis gibi koktu, duygusallaştı. Çocukluk, hep geçmişte kalan güzel anılarmış ve ben oğlumun geçmişini yaşıyormuşum gibi garip bir ruh hali içindeyim. Günler bir rutin içinde ve çok yavaş gibi ama totale baktığımda (5 ay!) fena halde hızlı.
Kendime "Ben anne mi oldum şimdi?" diye sorduğumda vereceğim cevaba inanamıyorum. Ne kadar zor ve insanı tonlarca yük altında bırakan bir sıfatmış "Anne". Bugüne kadar olur olmadık şeyler için eleştirdiğim annemin, annelikte yanına bile yaklaşamayacağımı düşünüp oğlum için endişeleniyorum. Benden başka kimsenin bebeğimi besleyememesinden anlıyorum anne olduğumu çoğunlukla. Ne kadar fazla misyonla doğuyormuş bir kadın. Bugüne kadar yaşadıklarım bir yana şimdi bambaşka bir insan oldum ben sanki.
Bu sabah yağmur var Ankara'da.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



