8 Ocak 2016 Cuma

Yeni Yılda Kendine Meydan Oku!

Yeni yıl başladı. 8 gün geçti bile. Neler yaptınız? Günler öylesine geçip gitmesin bu yıl.
Kendinize hedefler koymadan yol alabiliyor musunuz?
Ben bu sene işi sıkı tuttum. Her şey kontrol altında olacak umarım :)
Bu zamana kadar pek "düzen insanı" değildim, ama anladım ki mutluluk düzende :)
Bebeği olanlar beni daha iyi anlayacaklardır, insan doğası düzene yatkın ve düzen arıyor aslında.

2016'da kendime ve bu fikirden hoşlanan bir kaç arkadaşıma; hedeflerle ilgili bir ajanda hazırladım. Size de öneririm. Hele bebek varsa dediğim gibi, her şeyi güzelce plana koymak için güzel bir şey oldu.

Ajandanın sayfalarını www.thehandmadehome.net'den indirdim.
İndirdiklerimin renkli baskısını aldım. Hepsini dosyaladım, biraz da desenli bantla süsleme yaptım, hazırlıklar tamam.

İçi şöyle dolacak: Senelik hedeflerinizi belirleyeceksiniz, bunu önce aylara sonra günlere bölerek düzenleyeceksiniz. Günlük, aylık, haftalık hedefleriniz olacak. Çok da abartıp kendinizi bunaltmayacaksınız. Günlük hedefler 10 dakika, 15 dakikalık olacak. Örneğin her gün ütü yapacağım diyorsanız, her gün yarım saat olmayacak. Fazlası bunaltıyor ve tamamen vazgeçiyorsunuz. 10'ar dakikalık hedeflerse gözü korkutmuyor.

Bir diğer önemli konu zinciri asla kırmamak. Antibiyotik kullanır gibi. Korkmayın, mutluluk düzende unutmayın. Zinciri kırmamak esas görev. Sonrası hedefleriniz. En azından yıl bitince "şunları yaptım" diyebilecek kadar net olacak her şey. Fazla geleni, yük olanı, seneye yapmazsınız biter :)

Bu arada size çok beğendiğim bir vlogger öneriyorum. Zaman yönetimi ve verimlilikle ilgili iki güzel videosunu da yeri gelmişken burada paylaşıyorum. Blog alemine pek uzak gelmeyecek bir isim, blogger'ların en eskilerinden Devletşah'ın eşi Barış Özcan. Bizim evde bu ara her videosu günü gününe izleniyor. Çok kaliteli içerikleri var, tüm videolara göz atmanızı hatta abone olup kaçırmamanızı öneririm, inanılmaz ufuk açıcı.





11 Aralık 2015 Cuma

Yeni Bir Fikir: Bir Şeyleri Düzene Koy!

Hayatını Planla, Verimli Ol!

Aklımda uzun zamandır bu cümleler var. Herkesin de az çok vardır eminim. Olduğumuzdan daha verimli olmayı istemek, hep yapacağım dediğimiz şeyleri bir türlü yapamamak, hiç bir şeye vakit bulamamak, neden bulamadığımızı da anlayamamak... Uzar gider bu liste.

Yazacaklarım hepinizin bildiği şeyler belki de. Ben de zaman zaman duydum bunları. Ama karar vermek önemli. Hayat geçip gidiyor, istediklerimize vakit bulmamız lazım. Hedeflerimizi gerçekleştirmek için geç değil hiç bir zaman. Son zamanlarda herkes uzman, herkes bir şeyler öneriyor. Böyle anlaşılmaktan korkuyorum. Sadece araştırdığım, hoşuma giden ve okuyunca fikir veren şeyleri toparlamak, kendime de bu yolla motivasyon sağlamak istedim.

Ben bu sene, hep yapmak istediğim bir şey için güzel bir adım atabildim. Ağustos gibiydi sanırım, Goodreads'i aktif kullanmaya başladım. Yıllık kitap okuma düzeni oluşturan bir site bu. İşin doğrusu iyi de gaza geldim! Hızlı okuyamam ama çok da okunacak kitap var önümde. Bazılarının yalnızca kapaklarını bilmekle geçip gidecek ömrüm, çünkü okumaya vakit yok deyip geçiyordum artık. Yavaş okumaya devam ediyorum, ama okumaya vakit yaratıp 5 ayda 12-13 kitap okudum. Neden? Çünkü bu site vasıtasıyla kendime hedef koyabilmiştim. İstatistiklerim vardı, nasıl okuduğumu ölçtüm, anladım, insanların nasıl da okuduğunu da gördüm sitede. Yılda 70 kitaplık hedefi olan insanları gördüm.

Demekki, ben ne kadar planlı yaşamayı sevmesem de, planlı olmakla düzeliyordu bir şeyler. Müzik aleti çalan, dansla, sporla uğraşan disiplinli ve başarılı insanları inceleyin. Başarmak için her gün "mutlaka" ve "düzenli" çalışıyorlardı. Demek hayatın sırlarından biri planlı olmaktı.


Erken Kalk!

Nil Karaibrahimgil'in oğluna yazdığı bir yazıyı okuyunca, şu cümleye bayıldım:
"Erken kalkmak kulağa berbat geliyor biliyorum ama "erken kalkan yol alır" hayatımda duyduğum en doğru şey. Bazen saat 8:30'da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliliğine."
Evet bu iş gerçekten böyle. "Vücut ritmim gece çalışıyor / gündüz çalışıyor" fikrinin ötesinde bir şey. Gece olunca, hormonlarımız bile uyumaya programlı. Gece ses çıkaramazsın, doğru dürüst iş yapamazsın. Sabahın köründe kalk ve herkesten önce bitir işini. Hava aydınlıkken, işini bitir, dışarı da çık, eve de dön. Güneşten, ışıktan enerji al. Bence sırlardan biri de bu!

Kendi Motivasyonunu Kendin Yarat!

Bu son zamanların moda laflarından belki. Ama gerçek. Kimse seni ittirmesin, birileri övdüğü için bir şey yapma, onaylanmak, para kazanmak filan güzel motivasyonlar belki. Ama yatırımı önce kendine yap. Yapmak istediğin için yap, sınırlarını, hedeflerini belirle. 

İşleri Azalt ve Hafifle!

OyuncuAnne son zamanlarda oldukça popüler. Ben de onu sevenlerden biriyim. Çocuklarına nasıl vakit yarattığını sorduklarında, günde herkes gibi 24 saati olduğunu söylemiş. Yani demiş, zannettiğiniz gibi benim 36 saatim yok. Güzel de bir sır vermiş; evde eşyaları azaltmış, böylece işleri de azalmış. Dağınıklık, evi derleyip toplamak, arada genel, arada ayrıntılı düzenlemeler yapmak vakti öldürüyor. Bu vesileyle evde kullanılmayan eşyalara el attım, dolapta durup duran şeyleri çıkardım hayatımdan, daha da çıkarıyorum. Vaktimi bunlara değil, istediğim şeylere harcayabilmek için çıkarıyorum.

Nelerle Oyalanıyorsun, Belirle ve Çıkar Hayatından!

Ben bu işlere kendimi motive etmeden önce, tam bir oyalanmacıymışım. Aynı fazla eşyayı atar gibi, vakit alan gereksiz şeyleri çıkar hayatından. Alışveriş mi, ihtiyacını belirle, belli zamanlarda gez dolaş dükkanları. Telefon, televizyon, bilgisayar mı seni oyalıyor, acilen yerine başka şey koy ve sınırını net çiz. 

Kendime Bir Defter Hazırlıyorum!
Uygun fiyatlı bir şey bulamayınca kendim hazırlayayım dedim. Meğer böyle bir şeyler yapanlar varmış. Araştırınca buluyorsun. Yıllık işlerini, hedeflerini, hayal ettiklerini oturup yazıyorsun. İsteklerin, hayata gündelik alışkanlıklar katmak da olabilir, daha büyük hedefler de koyabilirsin. Yeterki bunu ne kadar zamanda yapacağına dair süre koy kendine. Yiyeceklerini yaz, okuduklarını yaz, para durumunu yaz. Deftere her gün yaz, ajanda gibi bir şey işte. Bence çocuğunuz varsa, ona da böyle bir şeyler yapın. Kendi kendisini motive etmesi açısından da, kendine hedef koyması, düzenli olması için de çok güzel. Belki bilgisayarda da oluşturabilirsiniz. Böylece programlarla istatistik çıkarabilirsiniz.

5 Kasım 2015 Perşembe

Bir İki Bloga Saldırasım Var!

Çocuk yetiştirme konusunda yazan bazı bloglara sesleniyorum!



Dün çok meşhur bir blogda "uyku eğitimi" ele alınmış, tesadüf açtım baktım.
O da ne! Yazıyı Hitler yazsa bebekler anca bu kadar sert bir uyku eğitimi alır. Yazı adeta "1 yaşına kadar uyku eğitimi vermediyseniz zaten geçmiş ola" filan diyor. 6. Aydan sonra gece emzirilmesine de tamamen karşı. Acıkmayacak o bebek uykusunun arasında, o kadar! Uyku saati tektir ve asla bozulamaz diyor. Valla bu herhalde tamamen yapayalnız yaşıyan, her günü aynı modda geçen bir anne. Ne bir yere gidiyorlar, ne kapıyı bir çalan oluyor ve o çocuk 8 dedi mi robot gibi uykuya geçiyor. Efendim, çocuk şirinlik bile yapsa assla yumuşamayacakmışız. Uyku eğitimi her şeyden önce geliyor. Ayrıca kendi odanızda yatırmayacaksınız. Sizin odanıza gelirse kovalayacaksınız, çocuk değil sinek çünkü. Korkuları olan, endişeleri olan, hayatın başında henüz hiç bir şey bilmeyen miniklerimizden mi bahsediliyor sizce?
Neyse bu da değil takıldığım, şimdi birileri kalkıp "ama bilimsel method bu" filan diyecek. Yazının altında 127 anne "biz mahfolduk bu durumda, gitti bizim çocuk elden" diye feryat figan bağırıyor. Blog yazarımız "Evet gerçekten gitmiş sizin çocuk, yapılacak bir şey yok artık. Bu arada siz hiç mi bunları okumadınız, çok cahilsiniz keşke ölseniz" modunda takılıyor. Vay vay vay sayın seyirciler! Şimdi bu cevabı alan anne ne yapsın? En iyisi bu çocuğu versin, bir başka çocuk yapsın. Uyku eğitiminden nelere sürükler bu adamlar insanı, bilmem anlatabildim mi?

Başka bir blog emzirme de emzirme diyor. Emziremedin mi, çocuğunla bağının oluşması imkansız! Çocuğun çok sağlıksız olacak. Bütün kötülüklerin anası emzirmemek! Yine tabii ki, robot olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıyayız. Her annenin sakince bebeğini emzireceği ortamı var, her annenin sütü adeta taşıyor, yerlere akanlar için çare düşünüyor filan. Valla arkadaşlar hayat inanılmaz karışık, keşke dediğiniz/sandığınız gibi emzirilen çocuğun hiç hasta olmaması filan gerçek olsa. Benim tanıdığım çoğu emzirilen bebek de gayet hasta oluyor. Yeri geliyor emzirilemeyen bebeğin annesiyle arası emzirilen bebekten çook daha iyi oluyor. Tamam reklamlara kanıp emzirmemezlik etmeyelim filan da bu kadar da abartıp saçmalamayalım lütfen.

Bir diğer grup "doğal doğumcular". Efendim bu grup diyor ki; ben en doğal şekilde doğurdum. Sen doğuramadın mı öyle, püüüü sana! Şimdi senin çocuğun astım olacak, senin çocuğun her türlü mikroba açık. Senin çocuğuna geçmiş olsun, kayıp gözüyle bak sen ona artık, ayrıca sen de yetersizsin tabi. Ya arkadaşım, sezeryana girmesek ölecektik o doğumu yapıcam diye ama onurlu ölecektik dimi! Sen de benim arkamdan yıllarca yas tutacaktın. Çünkü benim neşeyle çocuğumu elime alma, onu tüm sevgimle büyütebilme filan gibi hayallerim olmamalı. Ben bir robotum, çocuğum da robot ve biz doğal doğum yaparız, çocuğumuzu ilk günden odasında yatırırız, ağlarsa bile gitmeyiz yanına öyle hemen, onu çaresizlik içinde bırakırız ama kendimizle gurur duyarız ve emzirir emzirir otururuz.

Bakın ben hiç birine karşı değilim. Emzirin tabii mümkünse, doğal doğum yapabiliyorsanız ne mutlu, bebeğiniz bu çeşit bir uyku eğitimine açıksa çok güzel. Ama ölçüyü kaçırdığınızı düşünüyorum. Yeter artık, herkesin yaşamı kendisine. "Bunu yapanlar şunu gözlemliyor, yapmayanlar şunu gözlemliyor" filan deyin geçin.Niye annelerin ciğerini parçalıyorsunuz yahu? Önemli olan bebeğimizle en güzel anları yaşayabilmek, mutlu olabilmek filan değil mi? Ama yok, siz zaten kendinizden olmayanı dışlarsınız. Dışlarken de yükselir ve ayağınızın altında kalanları iyice ezersiniz ve onların yok olmasını istersiniz. Onlar sizin cümlelerinizle hiç mutsuz olmuyor, çaresizleşmiyor ve çocuklarıyla bağlarını sorgular hale gelmiyor değil mi blogger'lar? Onlara huzur verme hakkı tanımak gereksiz değil mi?

Ben neler yaptım ayrıca yazarım belki bir yazıda. Benim bunlardan hangilerini yapıp yapmadığım ne kadar önemli bilmiyorum. Anneler, bence bu blogları takibi filan bırakın ve bebekli hayatın tadını çıkarın. İnternet ortamı, hatta çok havalı sandığınız binlerce takipçili o bloglar, baskı yapan mahalle insanına dönmüş.