18 Kasım 2011 Cuma

Bangkok'ta Tango: Yasemin Kokusuyla, Geçmişin Dokusuyla...

Artık diyebilirimki, tango benim için çoook eski bir hobi. "Çok eski" yazmaya bir türlü elim gitmese de, hayat koşuşturması içinde kabul etmeliyimki, bu böyle oldu. Oysa dans ettiğim yıllarda, "10 yıldır hiç tango yapmadım, o yüzden epey geriledim" diyen insanları bile anlayamazdım. Bu derece coşkuyla yapılan bir dans nasıl bırakılır, hem insan bıraksa bile aynı yerden başlar; bu araba sürmek, yüzme bilmek gibi bir şey değil mi diye düşünürdüm. Bu düşünceler, anladığınız gibi, tarih oldu.

Bugün Türkiye'de tangoya başlamak isterseniz adım başı bir stüdyo bulabilirsiniz. Her yerde tango geceleri (milonga denir) yapılır. Karşılaştığınız her 3 kişiden biri, en azından bir kere tango dersine gitmiştir. Ben öğrenmeye başladığımda -10 sene önce- aylarca dansa benzer hiç bir şey yapmamıştık, derslerde tangoyla ilgili yapılan sohbetler bile başlı başına değerliydi. Her dersin etkisinden çıkabilmek için, en az 1gün tanırdım kendime. Bir-iki sene önce, stüdyolardan birine gittiğimde bu işin ÖSS hazırlık kurslarına döndüğünü ve hiç keyfinin kalmadığını gördüm. Hızla hareket öğretilir, siz o hareketi denemeye çalışırken, hareketin adı bile anlaşılmadaaan hemen yeni harekete geçilir. İnsanlar arasında iletişimin en yüksek olması gereken yerde, sohbet bile kalmamış, önemli olan bir derste kaç hareket öğretildiği... "Sen yaptın, öbürü yapamadı, neyse yeni hareket gelsin.. Haydi, bunu milongada soracağım..." gibi gördüğüm bir durum söz konusuydu...

Olsun, ben tangoyu, benim aklımdaki, o 10 sene önceki, beynime sihirli bir şeymiş gibi  işlemiş haliyle, hala seviyorum...

7ay önce, Bangkok'ta bir gece, kaldığımız otelde tango çaldığını duydum. Deniz'le, ses ne taraftan geliyorsa, orada bir kahve içebiliriz diye düşündük. Hemen kulak kesilip, sese doğru ilerlerken bir tango posteri gördüm ve o tarafa doğru devam ettik. Ne kadar da net bir ses, acaba canlı mı diye de düşünmeye başladım. Ses giderek artarken kaynağı sonunda bulduk. Karanlık bir salonun içerisinde 15-20 dansçı vardı, evet evet, bir milongayla karşılaştık!

Ama benim yanımda ayakkabılarım yoktu. Zaten herkesin çok şık olduğu bir ortamdı. Bizi görseniz, bütün gün Bangkok sokaklarında canımız çıkmış bir vaziyetteyiz. Yine de kenardan kenardan, dansları izlemekten kendimi alamıyordum... Sonunda ayakta izlemekten vazgeçip, içim buruk, odaya çıkmaya karar verdim.

O anda arkadan biri bize sesleniyordu, yakalandık! Çok kibar bir bey ve bir bayan, "Siz tangocu musunuz?" diye yanımıza geldiler. "Evet ama çok eskidendi" dedim. Ve hemen o anda, tüm Bangkoklu tangocular bizi bir aile gibi sardılar!

Bangkok'taki tangocuların çoğu Fransızdı veya başka milletlerdendi. Dolayısıyla içeride İngilizce konuşuluyordu. Bizim Türk olduğumuzu duyunca inanılmaz sevindiler. Çünkü tango konusunda Türkiye'nin adını sıkça duyuyorlardı, inanılmaz güzel organizasyonlarımız olduğundan bahsettiler. Mutlaka katılacaklardı. Türkçe tangolara bayılıyorlardı. Bangkok'ta, Türkiye'nin tersine, tango yapan bir avuç insan vardı.

Sonra da, bizim için süpriz bir müzik çalmaya başladılar: http://www.dailymotion.com/video/x9k30b_sezen-aksu-o-sensin_music Çok çok sevdikleri ve her milongada çaldıklarını söyledikleri bu şarkıda Camille beni dansa kaldırdı. Ayağımda spor ayakkabı vardı ya hani, benim de o an, o spor ayakkabılar, işte bu kadar umrumdaydı :) Ayağım yere yapışa yapışa dansetmekten bile çok keyif almıştım. Bugün TangoBangkok'ta yer alan fotoğrafımıza her baktığımda hala, akrabalarımı bulmuş gibi sevindiğim o akşamı hatırlayıp heyecanlanıyorum... Bu arada şarkıyı tercüme etmemizi istediler, denedim ama, Sezen Aksu'nun yazdığı bir şarkıyı ne kadar tercüme edebilirsek artık :)

Spor ayakkabıyla tango
Çok saçma ama, bir önceki gece rüyamda Sezen Aksu'yla tanıştığımı görmüştüm ve bütün gün Deniz'e anlatıp durmuştum :) Sonunda, bir sonraki gece Bangkok'ta Sezen Aksu şarkısıyla karşılaşmak, hala iletişimde olduğumuz Bangkok'da yaşayan Fransız, Japon Tangocular ve o gece, fotoğraflar ve videolarımız olduğu halde bana hala bir rüya gibi gelir. Tango sayesinde edindiğimiz arkadaşlarımızla gezdiğimiz, Bangkok'un baharat kokulu Çin mahallesi ve Jim Thompson'ı en iyisi başka bir yazıda anlatayım.

Dünyanın bambaşka bir köşesinde, bambaşka bir ülkenin kültürünü yaşatan bambaşka dünyaların insanlarını bir araya toplayabilen şey, Tango'nun etkileyici gücüydü. Hepimizi aynı dilden konuşturan, insana iyiki bu dansla yollarım kesişmiş dedirten bir şeydi.

7 yorum:

Deniz dedi ki...

10 milyonluk şehirde tango yapılan tek yeri tesadüf sonucu bulmak..O gece onlarla orada karşılaşmamız düşündüğün zaman milyonda bir ihtimal gibiydi aslında. Bu da bize özel hayatın bir hediyesiydi. Türkiye'de hala o eski tango günleri var mıdır bilemiyorum ama orada, Bangkok'ta, Türk olmak tangodan dolayı çok saygınlık veren bir özellikti..

Adsız dedi ki...

wcanım o tango derslerine nasıl gidip geldiğini hatırladım .......
Ne kadar zevk alırdın
gerçekten büyük bir şans olmuş.

KısaKahveMolası dedi ki...

Deniz, evet bak, dediklerini eklemeliydim yazıya. 10milyonluk şehrin milonga yapılan tek otelinde kalmak süper bir şanstı gerçekten...

Aybike dedi ki...

Dans, muzik, siir, yazi, resim..senin bu sanata duskunlugune hayranim walla cnm..Bir de sanslisin sevdigin seyler karsina cikiyor ya ne kadar guzel! :)

KısaKahveMolası dedi ki...

Aybikecim teşekkür ederim:)

niki dedi ki...

2 gün sonra Bangkoktayım.yazılarınız çok güzel.herhalde daha eğlenceli anlatılamazdı...çok heyecanlıyım.dilerim tayland bende de aynı tadı bırakır.

KısaKahveMolası dedi ki...

Çok teşekkür ederim Niki, Tayland'la ilgili merak ettiğin bir şey olursa ve yardımcı olabilirsem mutlu olurum :)