6 Mayıs 2012 Pazar

Anneannem ve Hıdrellez...

Biz 6 Mayıs gecesi, gül ağacının dibine gömdük dileklerimizi. Küçük kağıtlara hem yazdık, hem resimlerini çizdik istediklerimizin. Hıdrellez her ne kadar İslami bir kültür gibi dursa da, kökeni büyük ihtimalle İslam öncesine dayanıyor. Kaynaklara şöyle bir baktım, bu gelenek nereden başlamış diye de, Mezopotamya yazan var, Anadolu yazan var... Kimi gül ağacına bağlıyor dileklerini, kimi dualar ediyor, kimi suya atıyor, kimi cüzdanında paralarının yanına koyuyor, hatta Kütahya / Tavşanlı'nın yörük köylerinde yoğurt mayalanıyormuş. Bunu Ortodokslar da yapıyor (St. George günü diyorlar), Müslümanlar da; öyle ki UNESCO Hıdrellezi "İnsanlığın somut olmayan kültür mirası" listesine aday görüyor.

Sevgili anneannem
Ortaköylü anneannem, gençliğinde Hıdrellez için büyük hazırlıklar yaptıklarını anlattı bu sabah bana. Çocukluğumun upuzun kadını anneannem (1.75), ben onu yıllardır aşağılarda bir yerde, bu hizada beklediğimden, benim evime geldiği bugün aynı boydaydık artık. Balkonumun güneşli köşesine oturttum onu, sonbahar yapraklarına dönmüş ellerinin kollarının girintili çıkıntılı kıvrımlarında alaycı ilkbahar güneşi raks etti. Salonuma koyduğum şapkalı nişan fotoğrafındaki adeta yabancı kadına bakıp pas vermedi. 60 sene önce en beğendiğim zarif fotoğraflara baş kahraman olan; 40 sene önce üç çocuğuyla hayat mücadelesine yalnız devam eden; 30 sene önce kirpiklerini kıvırmadan güne başlayamayan; 15 sene önce vitrininin önü karıştırmaya bayıldığımız, rahmetli dedemin yurtdışından getirdiği hoş kokularla, farlarla, göz kalemleriyle doluyken; 10 sene önce santimi boş kalmayan özenli sofraların, güzel tabakların sahibesiyken; 5 sene önce bari fularından ödün vermeyen anneannem; bugün bana ondan miras kalan zevklerle hazırladığım soframda, tabaklarıma, severek aldığım çatal kaşıklarıma, güzel peçetelerime dikkat etmemiş olsa gerek. Belki de kıymeti kalmamıştır artık bunların. Bana şans, sağlık, huzur, mutluluk ve uzun birliktelikler diledi; mal, mülk, para aklına gelmedi.

Bir nevi baharın gelişi olarak gördükleri için, 6 Mayıs'ı açık havada geçirmek isterlermiş. Komşularla bir kaç gün önceden piknik hazırlıklarına başlarlarmış. Hıdrellez gününe özel kıyafetler dikerlermiş. Ne ki, her zaman Hıdrellez günü yağmur yağar, bütün planları da, bu yağmur suyuna düşermiş. Annemleri özenle giydirip bir yandan hazırlandığı bir yandan yemek yaptığı bir Hıdrelleze yandı bir ara, hatta sanki o eve mi girdi, o çocukları mı yağmurdan kaçırmayı hayal etti, yemekleri mi hızla arabaya yerleştirdi, ne düşündüyse, sanki o an içi cız etti.

Bu sabahsa şimdiki gök gürültüsünün aksine, hava güneş içindeydi. Benim şansımaymış, öyle dedi. Çık dışarıda hava al, toprağa bas, bugün Hıdrellez dedi. Ben çıkana kadar, Ankara, 1960'lı yıllara, anneannemin o hatıra dolu gününe döndü. Bilen gözler için, bir anda bir sürü semt yok oldu, çirkin tuvalet taşlı apartmanların yerini bahçe içinde şirin evler aldı, Keçiören tarafları bağlık oldu, Kızılay şık, Ulus da güzeldi, İncirli'de dedemin upuzun Ford'unun sesi duyuldu, arabanın arkasında, şakalaşan 3 küçük çocuk oturuyordu. Bugün Hıdrellezdi, o günlerin kaybolan umutlarının yerini, torunlarının kalbinde yeşeren yeni umutlar almalıydı.

5 yorum:

yoldy35 dedi ki...

Yazılarınızı gityat.com ‘ da paylaşabilir, kendi kanalınızı oluşturabilirsiniz. Sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Adsız dedi ki...

Yazınız çok duygusal anneannenizi ne güzel anlatmışsınız.Elinize sağlık.

Adsız dedi ki...

Tanıdığım bir çınarın hayatının hikayesini hiç düşünmediğimi hissettirdi yazın. Gözlerim doldu ne umutlar, ne sevinçler ve kırıklıklar yaşadığını hissettim. Taze fidanların her andan, her kokudan, her görüntüden beslendiğini veya can suyunun azaldığını hissettirdi; kimbilir belkide insan olmak sadece insan olmaktır, hissetmektir, onun için annanen sana bol para vs dilememiştir. Zengin bir iç dünyasına sahip olmak zaten herşeye bedel değil mi? Giderken götürebildiğimiz tek şey deneyimlerimiz değil mi?

KısaKahveMolası dedi ki...

Her şeyin para üzerine döndüğü bir dünyada, birilerinin gerçek hislerini ve dileklerini duymak en değerli şey bence de...

ayşem dedi ki...

Çok duygulandım ama yaaa;((