![]() |
Bitirdiğim kitabımın kapağı |
Tabii fotoğrafları canlandırmak, nihayet güneşlenen Ankara günlerinde işime gelmiyor değil. Hele tüm yıl boyu toplam 10 gün bile izniniz yoksa ve hepsinin yeri şimdiden belliyse...
Ben biyografik romanlara bayılırım. Medya önünde pek olmayan ama alanlarında başarılı, tanınmış kişilerin hayatlarına inanılmaz ilgim vardır. Son bitirdiğim roman böyle bir yaşamı anlatıyordu: Nazlı Eray'dan "Tozlu Altın Kafes".
http://kisakahvemolasi.blogspot.com/2012/03/gelecek-yazlarda-gorecekleriniz.html linkindeki yazıda, Samsara parfümünün fotoğrafını koyup anlatacağım demiştim. Samsara, hem Nazlı Eray'ın kullandığı parfümün adı, hem bu romanında anlattığı kendi hayat kesitlerine çok uygun bir anlamı var; ölümden sonra yaşam demekmiş. Kitapta hayatı içindeki üç ayrı ölümünü anlatıyor, her seferinde yeniden başlayabilmiş...
![]() |
Nazlı Eray ve Metin And evlenirken... |
Nazlı Eray'ın satın aldığı kıyafetlerle yapılan evlilik töreninden... |
![]() |
Metin And Tozlu Altın Kafeste. |
Metin And daha sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde Tiyatro Bölümünü kurar. Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri kabul edilen Metin And ilk evliliğini yakın arkadaşı olan Şara Sayın'la, ikinci evliliğini balerin Yüksel Çapanoğlu ile, son evliliğini de yazar Nazlı Eray ile yapar. İlk eşi ile Nazlı Eray'ı tanıştırmak istemiş, iki kadın birlikte samimi fotoğraflar bile çekilmişler. Nazlı Eray son derece rahatsızlık duyduğu o günü ayrıntıyla anlatıyor kitapta. Yüksel Hanımla Nazlı Eray'ın ilişkisi çok enteresan. Kitapta uzun uzun anlatılıyor. Metin Bey'in Yüksel Çapanoğlu ile evliliğinden sahip olduğu tek kızı var. Kızıyla Nazlı Eray'ın ilişkisi hiç bir zaman iyi olmamış. Ancak bu kadar sorunlu bir ilişki, insanları neler yapmaya itmiş hayretle okuyacaksınız. Kitabın heyecanını kaçırıp çok detay vermek istemiyorum ama Nazlı Eray'ın "Ay Falcısı" isimli kitabını okuyanlar olabilir, orada da yaşadığı bu kötü anıları yazmıştı.
![]() |
Metin And evinde |
Yaşadığı yıllar ne kadar sinir bozucu olsa da, halkın gözünde hala değerli bir profesör olan Metin And'ın gizli dünyası bu kadar ortaya serilmeli miydi? Üstelik cevap hakkı da kalmamış bir insan artık o. Bu soru basında da tartışıldı. Çiftin nikah şahitliğini yapan Ahmet Tan, Metin And'a haksızlık yapıldığını söylemiş ve "meslek odaları devreye girmeli" demiş. Akşam gazetesinden İsmail Küçükkaya ile Nazlı Eray'ın yaşadığı diyalog harika:
Nazlı Eray'dan yazıdan sonra iki ayrı mail aldım. Mahremiyet ihlali eleştirime zarif bir yanıt göndermişti. ''Sevgili İsmail' diye başlayan elektronik postasında 'Tozlu Altın Kafes bir Metin And kitabı değil. Hayatının bir bölümünü de Metin And ile yaşamış olan yazar Nazlı Eray'ın o evliliği ile ilgili iyi ve kötü bazı anıları. Yazamadığım o kadar çok şey var ki; en mahrem lafı bana tuhaf geldi. Kitap Metin And'ı afişe etmek için yazılmış bir kitap değil. Benim hayatımı, onun bazı bölümlerinde iz bırakanları, bir hoca değil bir koca olarak Metin And'ı anlatan kitap. Hayatım bana ait ve onu hiçbir zaman sansürleyemem. İkonlara ve tabulara inanmıyorum. Gene de yazdığınıza çok saygı duyuyorum.'
BAKIN METİN AND NASIL BİR DEĞERNazlı Hanım çok zarif. Müthiş bir olgunlukla eleştirilerimi yanıtlamış. Katılmadım ama saygı duydum. Dediğim gibi, hayatta olmayan birisiyle ilgili söylediklerimiz, yazdıklarımız çok kritiktir. Cevap hakkı yok ki. Ölen birine, eski eşe, önceki patrona, düşene, hapishanedekine, işini kaybetmiş birine, eşit şartlarda olmadığımız insanlara söz söylerken bir kere değil bin kere düşünmeli.
Kafam kaç gündür bunlarla meşgulken, NTV Tarih dergisinin Mart sayısında yeni çıkan kitaplar köşesinde ne göreyim... '16'ncı yüzyılda İstanbul: Kent, Saray ve Günlük Yaşam', 315 sayfalık bir kitap. Lütfen konusunu anlamak için ismini bir daha okur musunuz. Yazarı Metin And. Kısa tanıtım yazısındaki şu ifadeye ne dersiniz: 'İlk defa 1994'te yayımlanan bu kitap, Viyana'da Avusturya ulusal kitaplığında Metin And'ın bulduğu resimlerin orijinal boyuttaki görüntüleriyle birlikte yeniden basıldı.'
Ben Metin And'ı işte böyle anmak isterim. Yaptıklarıyla, eserleriyle...
Nazlı Eray'ın cevabı o kadar zekice olmuş ki, İsmail Küçükkaya haklılık payı olsa bile savunamamış savını. İsmail Bey öyle ansın Metin And'ı, Nazlı Eray da böyle.
Belki Metin And, evlilikleri sırasında Nazlı Eray'a evde yazı yazabilmesi için bir masa bile vermediği için o zaman yazılamadı bu romanlar. Belki bir yazara bütün bunları kitap yazabilmesi için yaşatmıştı...
2 yorum:
Nazlı Eray'ın İsmail Küçükkaya'ya cevabı; insanı, bu konuda net görüşü var zannederken birden yeniden düşünmeye itiyor.. Haklılık payı olabilir, benim anılarım diyor, benim bakış açım, onun hayatı değil..
Belkide içten içe, Nazlı Eray'a hak verdiğimiz için bu anıları ortaya çıkartmasını yanlış bulmuyoruzdur..
O kadar güzel anlatmışsınız ki kitabı okumak farz oldu.
Yorum Gönder