14 Kasım 2011 Pazartesi

Prag Notları - Ne alınır? Ne içilir?

Alphonse Mucha posteri
Prag'da geçen günler boyunca bazen yazdım bazen yazamadım. Aslında daha yazılacak çook şey vardı. Mesela harika restoranlar keşfettik. Mesela hayvanat bahçesine gittik. Mesela tarihi yerleri gezdik. Bana kalırsa Prag'da yalnızca alışveriş adına fazla bir şey yoktu. Çok araştırdım, bazı bloglarda ara sokaklarda bulabilinecek değişik dükkanlardan bahsediliyordu, Prag hakkında okuduğum kitaplarda alışveriş için dükkan adresleri verilmişti, bir kaçının izini bile sürdüm ama alıp da getirmeye değecek bir şey bulamadım. Meşhur kuklaları nedense bana hitap etmedi, pek pazarladıkları Alphonse Mucha'yı da güzel satamıyorlardı.


Bize en çok hitap eden alışveriş malzemeleri Absinth, Becherovka ve Slivovice gibi şeyler oldu :) Siz de bunlardan bolca almak istiyorsanız, Prag'a indiğinizde, havaalanından alın, büyük kazancınız olur benden söylemesi. Dönüşte, el bagajınızda yalnızca 2şişe hakkınız olacağından, ve Absinth gibi %70 oranında bir içki getirecekseniz bu hakkınız da 1 adete ineceğinden, en baştan istediğiniz kadar alın ve ana bavulunuzda onlarca getirin :)


Absinth
 Absinth bana göre değil. Ben daha çok keyif alınarak içilen içkilerden hoşlanıyorum. Absinth dünyanın en yüksek alkollü içkilerinden biri, %70 alkol ihtiva ediyor ki %90 içerenler de varmış. Türkiye'de satılanlar buradaki yasalar gereği sanırım belli bir yüzdeyi aşamıyor. Zaten Türkiye'de de hemen hemen satılmıyor. Kolonyanın %80 alkol içerdiği düşünülürse Absinth'in ne olduğu daha iyi anlaşılabilir. Zaten ağzınıza değdirdiğinizde hiç bir lezzet vermediğini düşünüyorum. Aksine bütün mide ve boğazınız yanıyor. Dünyanın içkiyle arası en iyi olan milletlerden biri olduğunu gördüğüm Çek halkı, soğuk coğrafyalarında bu içkiyi sıkça tüketiyordu. Vincent Van Gogh'un absinth içtikten sonra kulaklarını kestiği söylenir. İçinde trujon diye bir madde bulunur ve bu sizi Van Gogh'da olduğu gibi, bilmediğiniz alemlere götürebilir. Sadece Van Gogh değil, şimdi de bir çok Avrupalı sanatçının en çok tükettiği içki olduğu söyleniyor. Absinth Çek Cumhuriyetinde bulunmuş, dünyanın diğer yerlerinde satılanların üzerinde Absinthe diye yazılıyor yani sonuna bir "e" ekleniyor. Gerçi Avrupa'nın büyük bölümünde bile satışı yasak. Yandaki resimde gördüğünüz gibi Çekler, 1 bardak absinth üzerine delikli bir kaşık koyuyor ve onun içine de bir kesme şeker. Şekere de 1 damla Absinth damlattıktan sonra çakmakla şekeri yakıyorlar. Bir renk ve görüntü şöleninden başka bir şey olduğunu sanmıyorum. Absinth'in 1 kesme şekerle tatlanması pek mümkün değil gibi. 

Becherovka

Mide hastalıklarına iyi gelmesi için 16 çeşit baharatlı bitkiyle Karlovy Vary'de Jan Becher adlı bir doktorun buluşu olan Becherovka'yı ise bence mutlaka tatmalısınız. Hatta ben biraz sade sodayla karıştırdım süper oldu. Yemekten sonra hazmı rahatlatan bu içkinin kendine has aroması oldukça hoş. Becherovka ile ilgili çok sevdiğim bir ekşisözlük yorumunu da ekleyeyim: "Jan Becher adındaki Çek doktor tarafından ilk başta mide ilacı olarak üretilen, sonralarda "yav bizim memlekette alkol iyi gidiyor, şuna c2h5oh katsak fena mı olur, biz de ürün çeşitlemiş oluruz, para kazanırız" düşüncesiyle alkollü hale getirilen, en sonunda da Çeklerin milli içkisi haline gelen içecek. " 

Slivovice

Slivovice de, Çeklerin meşhur erik rakısı. Tabii suyla karıştırılmayan bir rakı bu:) Alkol oranı bildiğimiz rakı civarında, ama bazı Çekler bunu evde yapıyormuş ve o zaman alkol oranı %80-%90'ı buluyormuş. Slivovice severler bu tadı öylesine övüyorki merak ediyorum. Bildiğiniz, fanatikleri var yani. Henüz açılmamış bir şişe evde durmakta:) Meraklıları bekleriz.

Çek Cumhuriyeti'ne ait çok farklı içkiler var, içki kültürüne hakkını veren bir toplum... Oralara kadar gidip de içkilerinden bahsetmemek olmazdı diye düşündüm.  Prag sokaklarında, sıklıkla bira içen insanlar görebilirsiniz... Çekler ,Pilsner Urqell marka biralarıyla da oldukça popülerler. Öyleki Pilsner adının isim hakkı, Çek Cumhuriyetine ait. Bildiğimiz tüm biraların adında geçen (Efes Pilsen) bu isim hakkından, eminim oldukça kazanıyorlardır.

Tabi ben en çok Çek şaraplarından tatmaya çalıştım. Şehir merkezinde bir şaraphaneye de uğradık. Gittiğimiz yer aynı zamanda en eski Çek şaraphanesiydi. Maalesef Çek'e giderken, şarap konusunda adlarını fazla duyuramadıkları dışında bir bilgim yoktu. Evdeki kitaplara baktığımda da, şarap söz konusu olduğunda en çok geçiştirilen Avrupa ülkelerinden biri Çek Cumhuriyeti'ydi. Evet, Fransa, Almanya gibi her yeri bağlık bir ülke değildi. Ama onlara özgü olduğunu düşündüğüm bazı üzümler gördüm (veya ben bu üzümleri ilk kez gördüm?). Çek Pinot Noir'ını bir kaç kez tattım, şu an adı aklımda olmayan üzümleri de denedim, bence hepsi iyiydi. En son gün, Çek şarabından vazgeçip içtiğim Fransız Cabarnet Sauvignon hepsinden iyiydi :) Fransa'daki gibi bayıldığım çeşitler olmadı belki ama yine de şarap zevkiniz varsa, o güzel Vltava nehri manzarasına karşı iyi şaraplar bulabilirsiniz. 

Prag tatili yapmak isteyenler için bir başka konuda ayrıntı; Prag'a indiğiniz gün kombine haftalık otobüs-tramvay-metro bileti filan almayın. Boşuna fazla para vermiş olursunuz. Şehir küçük, en güzel yürüyerek keşfediliyor. Bir kaç uzak noktaya gitmek istediğinizde yarım saatlik bilet almanız yeter, bu da 2,4TL'ye karşılık geliyor. Bilet almadan tüm taşıtları kullananlar çoğunlukta, hakikaten kimse hiç bir ulaşım aracında kart filan basmıyor. Hatta turistler, ulaşım araçlarını bedava zannediyor deniyor. Arada kontrol oluyormuş, biz bilet alıyorduk. Hiç kontrole denk gelmedik gerçekten ama zaten ulaşım pahalı değil, riske değmez.

8 yorum:

Murat dedi ki...

Itiraf edin kac sise aldiniz? :) isin sakasi bi yana, cok farkli bir acidan bakmissin, zevkle okudum miraycm :)

KısaKahveMolası dedi ki...

Muratcim begendigine sevindim, valla doldurduk geldik yine biz valizleri :))

Seadare dedi ki...

Çok başarılı bir Prag yazı dizisi olmuş..Gitmek isteyenler için de doğru öneriler var. Özellikle Petrin tepesi, oradaki kafeler, parklar ve çakma eiffel mutlaka görülmeli..Ayrıca metro için toplu bilet alıp 100-150tl ödemekten kurtulmak için oteli veya kiralık evi olabildiğince şehir merkezinden ayarlamakta fayda var. Zaten oteller genelde şehrin merkezinde ve pahalı 5 yıldızlı otellerdense tipik çek evi şeklinde dizayn edilmiş eski şehir meydanına yakın küçük oteller şehri daha yakından tanımanızı sağlar..Bu arada alabildiğiniz kadar becherovka alın, çok güzel bir içki ve galiba çek cumhuriyeti dışında bir yerde satılmıyor..

mina dedi ki...

ßen pragtan mina :) öncelikle bizim hakkımızda iyi veyada kötü seyler yazılım önemli değil :) 2o yasındayım ve absinth dier adıyla yesil peri kullanımı basit ama içildikden sonra hiç tahmin etmediğiniz yanma ve halisinasyon görme zevkli gibi görünüyor fakat zararları bir cok seyden farklı en son içdiğimde sigara pakedimin dans ettiğini gördüm :D Dünyanın en ağır içkisi olduğundan her yerde bulmanız biraz zor ama İstanbulda absinth'in çakması var fazla alkol içermiyor deneyebilirsiniz :))

KısaKahveMolası dedi ki...

Merhaba Mina, biz Prag'ı çok sevdik, umarım diğer Prag yazılarımı da okursun veya okumuşsundur. Prag için kötü diyebileceğim pek bir şey yazmadığımı düşünüyorum aslında. Başka yorumlarını da beklerim...

yenibay dedi ki...

KısaKahveMolası'nın dikkatine...prag icin eger varsa ( ki yazınızdan var olduğu anlaşılıyor)olumsuz yönlerini lütfen paylaşınız...amac doğruyu bulmaksa,gerceklerin bilinmesi hem prag icin hemde bizim icin kıymetlidir...

kadriye dedi ki...

Geçen hafta Prag'taydık.Keşke daha önce keşfetseydim blogunuzu.Neyse bundan sonra takipçinizim.

KısaKahveMolası dedi ki...

Merhaba KAdriye Hanım, olsun bundan sonraki yolculuklarınıza belki bir katkım olur. Sevgiler...