24 Eylül 2014 Çarşamba

Bir Varmış Bir Yokmuş...

"23 Eylül" sizin için ne ifade ediyor?
Uzun gecelerin başlangıcını mı, sonbaharın ilk gününü mü, coğrafi bir ekinoks tarihinden başka hiç bir şeyi mi?
Benim için de, tam 11 yıldır bunlar dışında hiç bir anlamı yok "23 Eylül"lerin.
Ondan önce, hayatımın en önemli kişilerinden birinin doğum günüydü. Kutlanmamış bir 23 Eylül bilmezdim...

O son 23 Eylül'ü bir kaç gün geçmişti sadece.
Bazı konuşmalar içinize çok fena yer eder, öyle bir sohbetin içindeydik.
Son 1 yıldır kurmaya içimizin elvermediği cümleleri, kolayca sıralamaya hazırdın.
Bunu fark etmiştim, hiç bir şey duymak istemiyordum, ağır gelecek her sözüne, esprili bir cevap vererek ortamı yumuşatmak üzere defansta bekliyordum.

Her şey çok zordu artık. Hastalığın son safhasında, vücudun zapzayıf, direncin tamamıyla kaybolmuş, zorlu ağrılarla baş ediyordun. Bunların tümü benim ruhum için geçerliydi. Başımıza bir şeyler geleceğini iç sesim söylese de, kendime asla itiraf edemiyordum, dehşet bir çaresizliğin içindeydim. Yıllar sonra bir arkadaşımız o günleri anarken, beni "öyle ya, sen on dokuzunda, koca bir kadındın" diye tarif edecekti.


O gece, günlerce hiç bir şey yiyememenin ardından, yarım kase domatesli şehriye çorbasını zorla içmeye çalışmıştın. Hepimize umut olmuştu bu. Bulduğumuz moral, sana da iyi geldi.O güçle bana sordun:

- "Söylesene Mir, 10 yıl sonra, sen nasıl biri olacaksın? En detayıyla anlat, anlattıkların hafızama kazınsın..."

Sana inanılmaz umutsuz bir "10 yıl sonraki hayatım" tablosu çizmiştim. Ne demek istediğini anlıyordum, senden daha umutlu olmak istemiyordum. Zaten, o günlerin getirdiği hissiyatla daha iyisini düşünmek imkansızdı. Hatta o koşullarda bana gayet iyi gelmişti bu tarif.

-"Peki Mir. Sen bunları yaparken, ben uzun pembe bir elbise giymiş olacağım. Sana bembeyaz bulutların üzerinden bakacağım. Sen mutlu olunca, ben de mutlu olacağım, bunu unutma. Saçlarım, eskisi gibi uzamış olacak. 10 yıl sonra..."

Bu, ikimizi de kahretmişti. Nasıl da bu cümleleri kurabilmiştin, beni yakıyordu söylediklerin, esprili bir karşılık bulamazdım bunlara artık. "Saçmalama" dan öteye gitmeyen gevelemeler dışında hiçbir cevap kalmıyordu bana. O gece en sert perdeden girdin hep. Benim çok üzüldüğümü görünce vitesi azalttın.

-"Tamam Mir, bunlar çook sonra olacak. 10 yıl sonra..."

Benim için o 23 Eylül'ün ardından, bugün tam 11 yıl geçti. Sen, sadece 30 gün daha görebilmiştin.

Biliyor musun, burada olsaydın yeni yaşında "Teyze" olacaktın.
Oğluma, gökyüzünde gördüğü en güzel bulutların üzerinde, pembe uzun elbiseli, upuzun saçlı bir melek teyzesi olduğunu söyleyeceğim. Oğlum mutlu olunca, o da çok mutlu olacak...

3 yorum:

selma dedi ki...

Gidenin ardından yazılabilecek en güzel yazılardan biri olmuş bence. Çok iyi bilirim bu hissi.
Ellerinize sağlık.

KısaKahveMolası dedi ki...

Çok teşekkür ederim, yorumunuz çok iyi geldi. Çünkü 11 sene sonra ilk kez bu konuyla ilgili bir şey yazabildim.

baskaturlu yasamak dedi ki...

bembeyaz bulutların arasında sürekli beni koruyup kollayan sevgilime; anneme keşke yazabilsem böylesi bir yazı, ellerine sağlık ve tabi ki güzel yüreğine... Nurlar içinde olsunlar