![]() |
Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk |
Orhan Pamuk'un romanlarından "Masumiyet Müzesi" bugüne kadar alışık olduğumuz tarzda bir aşkı anlatmaz. Roman, eski Türk filmlerinin İstanbul'u tadındadır, 1970'lerin ortalarında, İstanbul sosyetesinin iki genci evlenmek üzeredir. Bu iki genç; benzer aile yapılarındadır, ikisi de yurtdışında okumuştur: Kemal ve Sibel. Sibel'e hediye bir çanta almak isteyen Kemal, bir Nişantaşı butiğinde tezgahtarlık yapan Füsun ile karşılaşır. Füsun aslında Kemal'in uzaktan yoksul bir akrabasıdır. Kemal için hayat, bu butikten sonra öyle yerlere gidecektir ki, okur her noktada ona içinden "Dur artık!" diye bağırır. Kemal için Füsun, hastalıklı bir aşka dönüşür, hayatsa takıntılar silsilesine. Bence bu kitabı okumalısınız, konu gerçekten ilgi çekici, sizi saracak. Bu kitabı tavsiyem üzerine okuyan herkesten, nasıl kitap sohbetleri yaparak kitabı okuduğumuzu anlatan yorumlar bekliyorum :) Nelere aşırı sinirlendik, neleri sanki biz yaşıyormuşuz gibi tepkiler verdik... Bir ara hayatımızın baş köşesinde duran Kemal, Sibel ve Füsun'u gerçekten yaşıyor sananlar, hatta kitap bittiğinde bu kişilerin gerçekte olmadığına inanmayanlar yorum yapsın lütfen :)

Beni sorarsanız, ben kitabın meşhur sahnesi Kemal ve Sibel'in nişanının anlatıldığı yerlere kadar, 1970'lere döndüğümüzü sanıyordum. Kemal değişik adamdı, sanatla ilgilendiği sayfaları yalayıp yuttum. Sibel iyi kızdı, yalıda Kemal'le beraber yaşamaya başladıklarında her şeyin düzelmeyeceği korkusu beni sarmıştı. Füsun dünyanın en sıradan insanıydı, öyle bir insan için, gerçekten Masumiyet Müzesi açılacak olmasına kendi de duysa inanamazdı. 592 sayfa, 3 bin 71 paragraf, 140 bin 366 kelimeden oluşan kitaptı, şansım olsa yeniden okurdum, ama maalesef okumam gereken daha çok kitabım var. Bilseydim konuya giren her nesnenin altını çizerek okurdum, o şansı kaçırdım, Masumiyet Müzesini gezerken kafamı tekrar duvarlara vuracağım. "Paragrafları saydın mı?, kelimeleri saydın mı?" diyenler varsa aranızda, ben saymadım ama bu kitapta daha nelerin sayıldığına inanamayacağınızı söyleyeyim. Orhan Pamuk, aralara "Dikkatli Okuyucu"ya notlar da koymuş, bazen "Ben direk hatırlıyorum, hiç gözden kaçırmadım" diyebilirsiniz, bazen de o kadar ayrıntıyı, mümkün değil, hatırlamaya çalışmazsınız.
Orhan Pamuk romanları için düşündüğüm bir şey var. Eğer düzenli okursanız, kitapları bir çırpıda bitirirsiniz; eğer okumaya uzun aralıklar verirseniz, kitabı yeniden kütüphanenize koyun ve zamanı gelene kadar kapağını açmayın. Çünkü ara verdiğiniz için hatırlamadığınız ayrıntılar yüzünden kitaba bir daha konsantre olmak çok güçtür, ve kitaplarda bir sürü ayrıntı vardır, aslında hepsi sonradan çok önemli olacaktır. Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk okumaya başlamak için süper bir tercih, ama ara verirseniz bana hak vereceğinizi düşünüyorum.
![]() |
Kiran Desai - Orhan Pamuk |

Karolin Fişekçi |
İlişkilerinin bir yasak aşk olarak başlamış olması, Kemal ve Füsun'un durumuna benziyormuş. Goa'da Kiran Desai ile çekilen fotoğraflar sırasında Orhan Pamuk-Karolin Fişekçi ilişkisi de başlamış. Karolin Fişekçi: " Mart ayıydı fotoğraflar çıktığında. Ama aştık. Fotoğraflara bakınca da sadece iki tane birbirine değmeyen figür gördüm. Benimle sahilde yürüdüğünde o fotoğraflar çok daha samimi olur. Bizim ilişkimizde tutku var." demiş.
Karolin Fişekçi aynı zamanda ressam. Orhan Pamuk'un da hayatında resimin ne kadar önemli yeri olduğunu bilenler vardır. Öyleki yola ressam olmak için çıkıp yazar olmuş. Yazar olduktan sonra ise resimden tamamen kopmuş, yazdığına göre son yıllarda yeniden resim tutkusu artmış. Karolin Fişekçi ile de bir resim sergisinde tanışmışlar.
Bu arada Orhan Pamuk'un yeni kitabının da bir bozacıyla ilgili olduğunu öğreniyoruz. Çünkü Karolin Fişekçi'nin resim sergisi de boza ve sahlepli resimlerden oluşuyormuş, bir resim sergisinde karşılaşıp ortak konularını konuşmuşlar. Ardından bir kaç kez görüşmüşler sonra ilişkileri başlamış. Geçen yazı beraber Büyükada'da geçirmişler...
Orhan Pamuk, Karolin Fişekçi'ye "Kar" diyormuş. Şair Ka'nın "Kar"lı Kars sokaklarında geçen Orhan Pamuk'un siyasi romanı "Kar" dan bir kaç sahne geliyor bu kez gözümün önüne... Bu mevsimde, bir fincan koyu kahveyle çok güzel gidecek bir roman daha size... Konuyu dağıtmamak için bu sahneleri hemen unutmaya karar veriyorum. Karolin Fişekçi "Adımın en güzel kısaltması. Şimdi ben de resimlerime imzamı böyle atıyorum." diyor.
![]() |
Orhan Pamuk - Karolin Fişekçi |
İşte benim en sevdiğim magazin haberi tipi! Gerçekten hayatını merak ettiğim insanlarla ilgili haberler bulmak zor oluyor tabii, dolayısıyla saçma sapan magazin haberleriyle de vakit geçirdiğim oluyor :) Bu yazım da magazinle ilgili olsun, "Ben magazin izlemem, belgesel tercih ediyorum" diyenlere hitap etmesin. Hepimizin içgüdüsel bir magazinsever olduğunu düşünüyorum :) İş dünyasında bile, magazin olmadan olmuyor biliyor musunuz? CEO'ların özel hayatları ne kadar merak ediliyorsa, her söyleşide kendi hayatlarından bir şeyler katmazlarsa, ilgi çekici olamıyorlar. Siz belgeselseverler, günümüzün gerçeğinden uzak kalmayın, biraz daha eğlenceli olun ve magazini küçümsemeyin :)