20 Ocak 2012 Cuma

Phuket - Phi Phi Adası Turuna Devam...

Son yazıda tam şu cümlede kalmıştık: Biraz manzaraya bakalım, biraz fotoğraf çekelim derken adanın içine doğru giden uzun ince bir yol olduğunu ve insanların oraya doğru yürüdüğünü görüyoruz.

müzik için: http://www.youtube.com/watch?v=li7btLzgvn0

Tura katılmanın verdiği o rahatsız edici "kısıtlı zamanımız var" hissi içindeyiz. Hızla adanın diğer tarafına doğru çıplak ayak yürüyen insan güruhunu takip ediyoruz. Bu adanın kumu özel, çünkü deniz kabuklarının muson yağmurlarıyla zaman içinde un haline gelecek kadar parçalanmasıyla oluşmuş.  Bu adada yerleşim yok ama dev ağaçların altında bir çadır kampı var. O tropik havada "Melih Gökçek olsa buraları imara açar, şuraya da bir kafe yapar, Toki de 2-3 blok dikti mi tamamdır" diyorum. Neyse ki der demez 3-4 dev ağacın kesildiğini ve kafeye benzer, saçma sapan mimariye sahip bir bina dikildiğini görüyoruz :)

İnsanlarla birlikte yürüdüğünüzde, arkadan, bir kaç adayı görebildiğiniz bir manzaraya ulaşıyorsunuz. Burası nispeten yüksek ve masmavi denizi boydan boya görebiliyorsunuz. Ama binlerce insanın arasından fotoğraf çekmek için 10-15 saniyeniz var.


Maya Sahilinde yarım saat geçirdikten sonra tur hızla devam ediyor. Samah ve Pileh Lagonlarına doğru hız botlarına binip şnorkellerle deniz altını görmeye Maya Sahilinin arkasına geçiyoruz. Bu tarafta rengarenk deniz balıkları var. Şnorkeli alıp kafanızı daldırdığınız anda cıvıl cıvıl bir dünyadasınız. Bu renkli balıkları görmek için daldığınız bölge oldukça taşlık. Ben ve 1-2 bayan dışında hiç bir turun bayanları bu taşlık bölümde şnorkelle dalmayı uygun görmüyor.  Burada da yarım saat geçirdikten sonra tur Maymun Adasına doğru devam ediyor.



Maymunlara bayılıyoruz, belgesellerde severek izliyoruz, o yüzden turun bu kısmını merakla bekliyoruz. Hız botu durmadan önce bizim Shakira sıkı sıkı tembihliyor: "Bu adadaki maymunlar vahşi, bu yüzden sakın onları kızdırmayın, onları ellemeyin, sevmeyin". Shakira'nın veya diğer tur rehberlerinin bu uyarılarını anlıyorum, sonuçta risk almamaları lazım, insanlar maymunları rahatsız ediyordur ve turun başına iş açılabilir. Ama ben rahatsız etmeden şu minik ve sevimli tipi bir okşayayım. Bu maymunlar ne kadar da temiz böyle, tüyleri pırıl pırıl parlıyor! Arkadan yaklaşıp, Deniz'in muz verdiği bir tanesinin yumuşak kafasına yalnızca dokunuyorum. Bak, hiç bir şey yapmadı...


Ben de ilerleyip başka maymunlara muz vermeye devam edeyim. Derken... O kinci maymunun beni unutmadığını anlamam bir oluyor. İncecik uzun elleriyle dizlerime kadar tırmanıp, küçük çocukların süt dişleri gibi dişlerini bana gösteriyor ve bağırıyor: "Kıhhhh!!!" ... Soğuk kanlıyım Allahtan da, bağırıp çağırmıyorum ama dizime tırmanıp bağırdığı sırada tek elini de "Ne yaptığını sanıyorsun?" der gibi kaldırıp sallamasını, beni tokatlayacak veya gözümü çıkaracak diye algılıyorum. O an yalnızca yüzümü ellerimle kapatıyorum. Şanslıyımki bu pis canavar bana pek zarar vermeden ilerliyor. Shakira'yı bu kez tam olarak anlıyorum, bunlar gerçekten vahşi ve şakadan da anlamıyorlar.
Lost'taki Mr. Eko

Aslında tüm bu olaylar sırasında Deniz beni kameraya alıyordu. Ama saldırıya uğradığımı görünce elinden makinayı düşürmüş ve bana doğru koşmaya başlamış. Maalesef elimizde makinanın düşüş anından başka bir görüntü yok... Maymun benden uzaklaşırken Lost'taki Mr.Eko'ya ikizi gibi benzeyen bir adam "Seni uyarmadılar mı? Bu maymunlar vahşi, neden onu sinirlendirdin? Bunu yapmamalıydın" gibi bir şeyler söylenip durdu, Mr.Eko'yu neden bu kadar ilgilendirdiğine anlam veremeyerek "Bizim canımız acımaz Mr. Eko" diye cevap verdim :)

Plan rüzgara ve hava durumuna göre değişkenlik gösterebiliyor. Önden göreceğimizi düşündüğümüz Viking mağaralarına sonlara doğru uğruyoruz. Hatta hava durumuna göre, planda iptal bile gerçekleşebiliyor. M.Ö.ki yıllardan kalma Viking mağaralarının önünden geçerken mağaraların içlerine çizilmiş resimleri gösteriyorlar. Viking mağaralarının üzerindeki ağaçlarda yaşayan kuşların topladıkları bambuları kendi tükürükleriyle birleştirerek yaptığı yuvalar var. Bu yuvaları yerli halk, Şubat-Nisan ayları arasında toplayıp kiloyla satıyorlar. Kuş yuvalarından yapılan çorba Tayland'ın en pahallı ve zor bulunan yiyecekleri arasında...

Viking Cave - Phi Phi Island
Tadilatta - Viking Mağaraları - Phi Phi Adası
Gün boyu hız botlarıyla ada ada dolaştığımız tur programının son durağı aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz Khai Nai plajında yüzerek son buluyor. Gökyüzünün renginden de anlaşıldığı gibi bu fotoğraf bir muson yağmurunun hemen öncesinde çekilmişti. Turu, hızla başlayıp hızla dinen şiddetli bir yağmurla noktalıyoruz. Otelimize yine, turun özel şoförüyle bırakılıyoruz, çok ama çok yorgunuz fakat vardığımız yer İndigo Pearl olunca yorgunluğun süresi yarım saatten fazla sürmüyor... (Indigo Pearl için: http://kisakahvemolasi.blogspot.com/2012/01/merhaba-tayland-sawasdee-thailand.html ve http://kisakahvemolasi.blogspot.com/2011/08/indigo-pearl-phukette-bir-hayal-otel.html)

Khai Nai - Beach

5 yorum:

Murat dedi ki...

ancak bu kadar sürükleyici bir yazı olabilirdi.. WOW!

KısaKahveMolası dedi ki...

Çooook teşekkürler...

MARTI dedi ki...

Buraya da gitmek lazım acilen! :)

Deniz dedi ki...

Oraya bir daha gitmek için servet harcayabilirim..Bazı yerleri bir daha görme isteği bazen hiç görmediğim yerleri keşfetme isteğimin önüne geçebiliyor. Bu da onlardan bi tanesi..

çağla uzun dedi ki...

phuket için ne kadarlık bir bütçe ayırmak gerekir ? 11 eylül gibi düşünüyoruz mantıklı mı sizce? phukette kjalıp etrafı rahatça gezip hem de dinlenebilirz değil mi? tşkler